More servicesWindows Live
HomeHotmailSpacesOneCare
 
MSN
Sign in
 
 
Spaces home  Yerden Topla Kayan Yıldı...PhotosProfileFriendsBlog Tools Explore the Spaces community

Blog

    July 10

    Abluka Alarm - Hayal Mahali

    Abluka Alarm - Hayal Mahali  Albüm Tanıtımı





    01. İntro
    02. Yalnızlık İki Satır
    03. Kırık Düşlerde Cennet Hayelleri
    04. Sabret Daha Çok Gün Var
    05. Yatıştı Hiddetim
     
     




     
     
     
     
     

    PaSaJiST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    June 13

    _

    Yazdığım o pareti oynatmaz
    Mahkeme beni yargıla sebebim naz
    Bugün aparatım oldu kalem dünü baz
    Günüm az yazım alçak dünya
    Herkes beni sanmalı alçak
    Ama ben bulut aslen gökdelen alçak
    Yağmur yağacak hüznüm..
    Ben bugün annemi aşkımı kendimi üzdüm
    Göndere sancak bayrağı solgun
    21 yılım hangisi düzgün
    Sürgüne vardım kalbime yardın
    Sen gittin ya.. Göklerim ağladı..
    Yağmur yağdı benle beraber
    Ey sen kaderim son bi karar ver !..
    Böyle mi devamı filmin ?!
    Gölgemi terkettim güneşimi bana geri verin

     

     

    June 03

    Arthur Schopenhauer

    http://www.corrupt.org/data/files/friedrich_nietzsche/etc/arthur_schopenhauer.jpg

    Arthur Schopenhauer (1788 - 1860), Alman filozof ve düşünür. Felsefe Tarihi'nde irrasyonalist ve karamsar olarak bilinir. En ünlü yapıtı henüz 30 yaşına varmadan yayınladığı İstenç ve Tasarım Olarak Dünya dır.

    Schopenhauer, görünen dünyanın ardında yatan esas gerçekliğin İstenç (irade) olduğunu ileri sürdü. Schopenhauer'a göre bu İstenç akılsız, bilinçsiz bir öze sahipti ve kendisini Fenomenler dünyasında gösteriyordu. Bütün görünenlerin kaynağıydı. İnsan bedeni de onun eseriydi. Aklın denetimde olmayan bu istenç, (külli irade kast ediliyor.) insanları parmağında oynatıyor ve geçici tatminlerle veya ulaşılamayan hayâllerle, insanı hiçbir zaman dışına çıkamayacağı bir bıkkınlık ve acı döngüsüne sokuyordu . O'na göre; anlamsız, boş, acı-dolu, kötü bu hayattan kaçınmanın tek yolu vardı; o da istencimizi öldürmek. Bu onu Hinduizm, Budizm gibi dünyevi bir yaşamdan el çekmeyi ve bir keşiş gibi yaşamayı, başkalarına yardım etmeyi, mutluluğumuzu olabildiğince arttırmayı değil, acılarımızı olabildiğince azaltmayı öneren bir yaşam şeklini önermeye yöneltti. Felsefesi, aklın (Rasyonalizm) temele oturtulduğu felsefe tarihinde yeni bir bakış açısı anlamına geliyordu ve Psikoloji, Psikanaliz, Müzik, Edebiyat gibi entelektüel ve sanatsal alanlarda büyük etki gösterdi.

     

    --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

     

    Hayatın birinci yarısı, mutluluğa karşı duyulan yorulmak bilmez bir özlem olduğu halde, ikinci bölümü acı dolu bir korku duygusuyla kaplıdır.

    Çünkü, mutluluk denilen her şeyin kuruntu olduğu ve acıdan başka gerçeğin bulunmadığı fark edilmiştir artık.
    Aklı başında insanların, yakıcı zevklerden çok acısız bir hayata yönelmeleri bundan ötürüdür. Gençliğimde, kapımın zilinin her çalınışında, gönlüm sevinçle doluyor ve
    kendi kendime, "Oh ne iyi! İşte yeni bir olay!" diyordum.



    Ama yıllar geçip de, olgunlaştığım zaman, her zil sesinden sonra şöyle düşündüm: "Yine ne var?"
    İnsan yaşlandıkça, tutkuların ve isteklerin nesnesi farksızlaştıkça; bu isteklerin ve tutkuların bir bir ortadan kayboldukları, duyarlığın güdükleştiği, hayat gücünün
    zayıfladığı, görüntülerin solduğu, izlenimlerin etki yapmadan gelip geçtiği, günlerin gittikçe daha hızlı aktığı, olayların önemlerini kaybettiği ve her şeyin renksizleştiği görülür. Günlerin yükü altında sallanarak yürür insan ya da bir köşeye çekilip dinlenir. Geçmiş varlığının gölgesi ya da hayaleti haline girer. Kendinden geçme, sonsuz uyku haline dönüşür bir gün.

    (...)

    Dante, dile getirdiği cehennemin örneğini ve konusunu, bizim gerçek dünyamızdan başka nerede arayabilirdi? Nitekim, bize çok eksiksiz bir cehennem görüntüsü sundu. Ama cenneti ve cennetin mutlu hayatını dile getirmesi gerektiği zaman, aşılması olanaksız bir güçlükle karşılaştı. Çünkü içinde yaşadığımız şu dünya ile cennet arasında, hiçbir benzerlik yoktu. Cennetteki mutlu hayatı anlatacağı yerde, atalarının, sevgilisi Beatrice'in ve çeşitli ermişlerin verdiği bilgileri iletti bize.

    İçinde yaşadığımız dünyanın, ne biçim bir dünya olduğu, böylece açık bir şekilde anlaşılıyor, değil mi ?

    (...)

    Şu dünyayı Tanrı yarattıysa, onun yerinde olmak istemem doğrusu. Çünkü, dünyanın sefaleti yüreğimi parçalar. Yaratıcı bir ruh düşünülürse, yarattığı şeyi göstererek
    ona şöyle bağırmak hakkımızdır: "Bunca mutsuzluğu ve boğuntuyu ortaya çıkarmak uğruna, hiçliğin sessizliğini ve kıpırdamazlığını bozmaya nasıl kalkıştın?"

    (...)

    İstemek, temeli bakımından acı çekmektir ve yaşamak, istemekten başka bir şey olmadığına göre, hayatın tümü, özü bakımından acıdan başka bir şey değildir.

    İnsan ne kadar yüceyse, acısı da o ölçüde fazladır. İnsanın hayatı, yenileceğinden hiç şüphe etmeksizin, var olmaya çalışmak için harcanmış bir çabadır.

    --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    June 01

    Soru

    Arkadaşlar bu bir asistanlık sorusu..İki üniversiteli genç kız var.Bunlar kiraladıkları bir evde oturuyorlar.İkisinin de kendilerine ait odaları var.Kızların ismi A ve B olsun.A isimli kız dışarıya çıkıyor.A isimli kız B isimli arkadaşına
    -Ben bu gece dışarı çıkıyorum.Sen tek başına takıl diyor.Ve dışarı çıkıyor.B isimli arkadaşıda geceyi evde geçiriyor.
    B isimli arkdaşın uykusu geliyor ve kendi yatanağına değil dışarı çıkan A isimli arkadaşın yatağına yatıyor.Daha sonra A isimli arkadaş dışarıdan dönüyor.

    Diyor ki
    - Ben hiç arkadaşımı rahatsız etmiyeyim.Ve direk kendi yatanağına yatıyor.
    Oda ya geçiyor ve yatıyor.Odanın içi zifiri karanlık.Dışıda evin önünden bir araba geçiyor.Ve arabanın farı geçici olarak odayı aydınlatıyor.O sırada A isimli kız duvardaki saatin durmuş olduğunu görüyor ve direk yatağın altına bakıyor.Ve orada B isimli arkadaşını ölü buluyor.
    Soru bu A ,isimli kız duvardaki saatin durmuş olduğunu görünce neden direk yatağın altına bakıyor.
    Kolay gelsin.Cevaplarınızı bekliyorum.

    Bir Kalem Yazdı . . .

    "http://www.bildirgec.org/imaj/neoturk/allstagesbuttons.gif" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.

    Karanlıktaymışlar.
    İki embriyo, bir ana rahminde...
    Her şeyden habersiz bekleşiyorlarmış, sudan bir beşiğin içinde...
    Sarılıp birbirlerine, karanlıkta uyumuşlar öylece...
    Haftalar geçmiş, ikizler gelişmiş.
    Elleri, ayakları belirginleşmiş.
    Gözleri çıktıkça meydana,
    İkisi de çevrede olup biteni fark etmiş...
    Ne rahat, ne güvenli bir dünyaymış bu... Sıcak, ıslak, sevgi dolu...
    'Öyle güzel bir dünyada yaşıyoruz ki' demişler, '...bize ne mutlu...'
    Gel zaman git zaman, çevreyi keşfe girişmişler.
    Bu karanlık dünyayı ve hayatın kaynağını deşmişler.
    Onları besleyip büyüten kordonu fark edince
    O kordonla kendilerini var eden Anne'lerine şükretmişler.
    Sonra başlamış bir varoluş tartışması:
    'Buraya nereden geldik, biz nasıl olduk' diye sormuş ikizler...
    'Annemiz' demiş biri, 'O bizi var etti, bize can verdi.'
    'Ne biliyorsun' diye itiraz etmiş öteki, 'Sen hiç Anneni görmedin ki...':
    'Belki de o sadece zihnimizdedir. Anne inancı bizi

    rahatlattığı için uydurduğumuz bir şeydir.'
    Süredursun ana rahmindeki tartışma, ikizler büyüyüp gelişmişler.
    Rahme sığmaz olup tekmeleşmişler.
    Artık parmakları ve kulakları varmış kerataların...
    Büyüdükçe anlamışlar ki, yolun sonu yakın...
    Gün gelecek, bu güzelim hayat bitecek;
    Karanlık bir yolculuk, onları bir başka diyara çekecek.
    '- Buradaki hayatımızın sonuna yaklaşıyoruz'

    diye fısıldamış ikizlerden biri efkarla...
    '- Ben gitmek istemiyorum' diye diretmiş öteki; '

    doyamadım ki daha hayata...'
    '- Ama mukadderat alnına yazılandır;

    dua et, belki doğumdan sonra hayat vardır.'
    Sormuş karamsar olan:
    '- Bir gün bize hayat veren kordon kesilecek. Ondan sonra
    başımıza neler gelecek?'
    Şiirle cevaplamış iyimser olan:
    'Birçok giden/ memnun ki yerinden/ çok seneler geçti/ dönen yok
    seferinden...'
    Ve günlerden bir gün, yer sarsılmış, duvarlar kasılmış.
    Dayanılmaz sancılarla ikizler beklenen günün geldiğini anlamış.
    Buruşuk kollarıyla birbirlerine son kez sarılıp vedalaşmışlar.
    Ve 'ömrümüz bitti' diye çığlık çığlığa ağlaşmışlar.
    Azrail sandıkları bir el kesmiş onları hayata bağlayan kordonu,
    Ağlaya ağlaya karanlık bir koridordan öbür hayata çıkmışlar.

    May 25

    Sagopa & Kolera - Bu Şarkıyı Zevk İçin Yaptık Sözleri

    http://img206.imageshack.us/img206/8792/asd131ey4.png

    Kolo Verse ;
    Ne Günü Aydınlatabilirsin Nede Geceyi Karartabilir.
    Yalnız Ama Yalnız Benden Korkun Derken Er Rahim .
    Firavunda Ondan Korksun İstemişti Her Beyin.
    Düşünme Beni Bukadar Tırnaklarını Yedin Bitirdin .
    Ben Karanlığın İçinden Bir Güfte Sendeki Dünya Tozpembe.
    Bana İtaf Ediliyor Her Beste Kabusun Olduğumu Hissettim.

    Yaptığın Herşey Benim Sesde Mimik Bana Ait.
    Haaa Hmm Tavırların Bana Ait.
    Cahilsin Ve Lakait. Çöpü Karıştırıyorsun İt.
    gİt sen Ayıkla Bit, Mic Gönder Beat…
    Çek çek Amca Burnu Kanca Davranıyor Korkarca, Bizim Kokarca.
    Bak Elimde Magnum Tabanca Amca , Bak Bi Karınca Konuşuyor
    Ağaç Kakanca Kimmiş O ? Falanca Filanca .
    Kimse Zarar görmedi Şu Bir Karışçık Yüzümden
    Kısasa Kısas Hakkım Oldu Çok Çekersin Sözümden
    Çok Şekersin yalandan Çok Betersin Özünden
    Orjinalin Benim (Hahaaha saçlarınıda Lüle Yapsaydın Bari )
    Bir Daha Duy Tek Kalbim Var ,
    Bir Daha Duy Tek Aşkım Var,
    Bir Daha Duy Tek Kalbim Var ,
    Anlamayana Keman Yayı Gıy gıy gıy …

    Sago Verse ;
    Destek Ver Tek Elimden Tut , Yumdum Göz Rape Söz Verdim Tut
    Sago Sözünü Yiyene Afiyet Olsun, Dermi Çakal Yukarısı Bıyık
    Aşşağısı Sakal.
    Orda Kal Çünkü malsın Dünkü Sazansın İyi Olan Kazansın
    Fol Yumurtada Yokken Azansın , Bizde HırsSızlık Sende Bariz Hırsızlık !
    Kendimi Bildim Bileli Ben Kalabalıktan Sıkılırım.
    Kendimi Bildim Bileli Ben Benim Benden İçeri Ben Var.
    Sen sor Sago Cevaplar, Boyadığım Tren Raydan Çıkar.
    Peşime Takılan Sorular Olduğu Kadar Sorunlarda Var
    Var Oğlu Var lan Kalmaz sabahtan Yatsıya Derman
    Dervişe Umman Zerre Koca Deryadan Yok Sana Katre
    Yine Şaha Kalktı Benim İbre Yer Gök ŞAHİDİM olsun BReh BReh…
    Benim Rap Kilodan Düşmeyecek Breh Breh.
    Enstrumental Sabah Akşam Yapar Cilve
    eblehlere Müzik Yaptığımı Sanmıyorum
    Ayrıca Ben Satılmıyorum Paran varsa Git Gofret Al Ben TOkum !
    Hedefte Kusur Varsa Ben Yokum Sanma Kusurlu Bir Kalbe Saplanan Okum (beybi)
    Bu Şarkıyı Zevk İçin Yaptık Boş Durmaktan Yeğdir Hareket
    Maksat Gönüller Coşsun 2-3 Dakika Lüksümüz Olsun (x2)
    Bir Daha Duy Tek Kalbim Var ,
    Bir Daha Duy Tek Aşkım Var,
    Bir Daha Duy Tek Kalbim Var ,
    Anlamayana Keman Yayı Gıy gıy gıy …
    Bu Şarkıyı Zevk İçin Yaptık Boş Durmaktan Yeğdir Hareket
    Maksat Gönüller Coşsun 2-3 Dakika Lüksümüz Olsun (x2)  Sagopa - Kolera Bu Şarkıyı Zevk İçin Yaptık sözleri, Sagopa - Kolera Bu Şarkıyı Zevk İçin Yaptık şarkı sözleri, Sagopa - Kolera Bu Şarkıyı Zevk İçin Yaptık lyric, Sagopa - Kolera Bu Şarkıyı Zevk İçin Yaptık lyrics, Sagopa - Kolera Bu Şarkıyı Zevk İçin Yaptık lirik, Sagopa - Kolera Bu Şarkıyı Zevk İçin Yaptık'in sözleri, Sagopa - Kolera Bu Şarkıyı Zevk İçin Yaptık şarkı sozu

     http://melankolikdarbe.nireblog.com/blogs/melankolikdarbe/files/sago-kolo.jpg

    March 23

    Kötü İnsanları Tanıma Senesi Şarkı Sözleri

    http://www.mp3indirbedava.com/wp-content/uploads/2008/03/sago.jpg
     
    Ben Hüsrana Komşuyum
     
    Benim sermayem çift el (+) çift göz, karamsardan varan harbi doğru söz, acılarımsa köz
    Ah benim bu sisli yollarım, vay benim körpe ellerim, kara saçlı başım, dara düştü yarım.
    Bazen bıktım, aslen yıkıldım ve daldım derinlere sığdan yıldım, beni toplasan 30 şirin yıldım
    Sabreden dervişin muradına vardım. Bitmez kaderin uzun yolu, gidilemez tek binekle,
    İçine sinmiş korkak çocuğu ileri doğru itekle, burada beklemekle sanma kalıcısın ya pekte,
    Bak kaç milyar insanın yaşam bayrağı direkte!… Bu ses benim dinle!…dinle!…dinle!
    Uygunsuzca gidişlerin yolunu kesen haydut benim, bildiklerimden eminim, yaptıklarıma kefilim,
    Gidenlerime vedayım, gelenlerime mihirim.
    Nakarat

    Denedim olmadı, çabalarımın sonu nihayete varamadı ben hüsrana komşuyum,

    yolları gözler meczubum. Uykum kaçtı, iflasın eşiğine battı,

     bu suçsuz gözlerime hesabım ağırdır, vardır şerrim de velakin kalanım hayırdır.

    Bilmelisin yolunu bulman çok basit ve bedava, yapmamalısın bunu dava, sana dostum diyenler var ya alayı hava, en sert tekerlekler bile bir gün kaçırır hava, gel yanaş!… yaşım kaç? Hmmm yolun azını gitmişsin.
    Tecrübe demek kalpte kalan izdir yanılma, çok bildimlik yaparsan çok düşmüşlük yaşarsın, yok derdimlik yaparsan dert görünce saparsın, elindeki ölümlüara, ev, mülk, ta ki vücut. Rabb cömertliğinde asla koymamıştır hudut, can yakmak pahasına mı icadoldu barut ?
    Ben gülüp selam ederken simaları nemrut. Ben bu uğurda çok yoruldum olsa zor da içim rahat, ruhum buruk, yüzüm sanık. Görsen hor da durum ortamızda, herşey açık meydanda, kaç kişi felci tattı iyi ve kötü arası ceyeyanında

    Bir Kulaç Daha Atsam Karadayım

    Kalk ve beni dinle, sana güç veririm, kafanla dalaştığında sana yardım edebilirim, beni bilirsin ta 30’luk 3 tanımlı: pis sakallı, donuk bakışlı, iklimi az ılıman çoğu yağırşlı yaşar fani yazlı-kışlı. Onların şahidi görür gözlü benimkisi amaydı. Unutmadıklarımın hepsi güzel birer simaydı. Sen kendinle çatışmadayken, savaş verirken sago oradaydı, taşla kafan çarpıştığında ya da kafan taşa yaslandığında anlarsın ki; kötü gider, iyi gelir. Zaman sofrandaki en lezzetli mühim yemek, azaldıkça aç kalmanın korkusuyla kuruyacaksın, bu sebeple yaşlanacaksın, çünkü sen de baştan olmak üzere sonlanacaksın, trilyon da olsa harcanacaksın. Savaşı kes barışacaksın! Kendinle aynalarında

    Nakarat

    Bir kulaç daha atsam karadayım,

    ben hiç böyle bir denize dalmadım üzerimde pantolonum artı ayakkabılarım, ha gayret!

     Bir sene fırtına, üzerimde dolunay, gün yüzü asmış, dalgalar boyum aşmış,

    nefesime gücü bahşet mevla. Bir kulaç daha atsam olur evvel Allah.

    Benim bahsettiğim o derinlik hiçbir denizde yok, benim yumruklarımın için boş, korkma yakmaz canını
    Allah seni ensen gibi dümdüz etmeden geri dön hemen, dünya kızına aşık olmak seni delirtir. Bu kız izdivaç için ne kötü bir cariyedir. Ecel aramaz enseler. Yerine gelmez sarsılan güvenler, içine düştüğüm masalsı serüvenlerdir gamzelerime ab-ı hayatta can verenler
    Yüzmekten yorulduğum bu en derin denizdir boğulduğum, 4 lüklerim kulacı atar, benim benim!…
    Dipte vurgunum, moralsizim solgunum, yine de kendimi teskin edebilecek bir seviye olgunum. Pişmanlı asla kaçamayacağın bir canavar. Elleri bazen öldürür, bazen sertçe yakalar. Bil ki:
    Sagopa cesaretinin bir kısmını zulada saklar, yanan ışıklarımı kaplayacak kadar karanlığım var.

    Düşersem Yanarım

    Affım olsun hain darba, yediğim darbelerle sığındım rabba. 365 gün 52 hafta ağıtlarımla rafta.
    En büyük destekler çıkarsızlıktan ötürü lafta. Ben aklımı dile düşürdüm, kapalı kapıdan kafamı çıkarıp kafayı üşüttüm, yüzüne okkalı cümleler üfürdüm. Hey yabancı ben zaten yıllardır içime dönüktüm!…
    Parlayan bir alev gibi görünürdüm ama sönüktüm. Hayat bir bot ve bot çevresi dolu büyük beyaz köpekbalığo, diptekiler iştahla düşünür tepede duran azığı. Rüyalarımın öldüğü yerde uyudum
    Ve yine bot battı. İlk rıhtım ben battım. Ah tahtım… vay bahtım…
    Dudaklarım kanayana kadar yapmak istediğim işte bu “rap”. Benimle ol hep!..ölmek üzere olan dünyada bir ölümlü yaşar mahlas “kaf-kef”, dualarım vesvası hannası eder def.

    Nakarat

    İncecik ip üzerine koca ayaklar bindi nefsim içine sindi
    Kirpiklerim titremekte korkularımdan, düşersem yanarım
    O kadar içime sindim ki vinç getirsen kalkmaz başım. Yo !. gömün burda canlı naaşım
    İç çekmekten, düşünmekten ağardı saçım, düşersem yanarım

    Vicdan bir güneş gibi, parladıkça ısınır için. Geçen vakte bir zamanlar adını koyduk, niçin ?
    Çünkü gelen gider, makbulüdür kısası ziyaretin, “bana müsaade- sana rast gelsin” budur hikayemiz.
    Taktir buyur kış bulutların kadar doluyum rabbım, bir ağlasam dolar taşar, seller alır bahçem bağım.
    Yükseldikçe nefesi kesilir, yalnız kalır dev dağım. Aramadıkça düşman buldum, hasım solum sağım.
    Cehennemde soğuk bir gün, boğuk bir adam, donuk bir surat. Bekle gelir bir gün beklediğin murad.
    Bazılarına gül dikenicesine batar rahat, nefret edercesine yaşar hayat, buyur mezara yat!…
    Soğukluk içime hükmedince güneşim buz adası. Şem ile pervane misali sagonun aşkı.
    Sessizliktir içimden geçirdiklerim sedası, duymakta olduğum engin sözler derin denizlerimin dalgası.

    İki Tanık

    İki tanık var biri dilimdir biride virüs kalemim ihanet etmez sözüm kağıda ve halim rabba Teslim ölümün sessizliğine eşsiz bir seda ile girdim boğulmaktan korktuğum bir denizin tahminimden derinim.Benim kalbim ısrarla cennet kuşatmasında hala ruhum bedeni terke maruz sevap artı günahlarla öncelerimi dışlar sonralarım aklım firarda güller yare sevgi kanıtı benim elimde papatya .içimden kaba bir ses beni azarlıyor yıpratmakta yağmur betonla sevişirken güneş altın saçmakta kollarım o nankörlerle çetin güreş tutmakta sago gidenlerin gölgelerini koleksiyonuna katmakta.
    sevdirmeye gayret etme kendini sevilmeye terket uzadıkça kısalan ömre huzur aşısı zerket her adım için on çuvallık külfet rabbım hayra lütfet zararı belli sonlarından iki gözünü ırak et keşfi bekleyen cümleler içindir bütün çabam kelimlerden kalpler yaptım kimini deştim acımadan .Dilini kestiklerim suküt nöbetinde gık çıkarmadan .Suratsızları Kapıdan Kovsan girmek ister Bacadan

    Nakarat

    Söz ehlime itaat et benim sözüm cevher ,Kalemim olgunluk tahsilinde yalanına var ettim ..İki Tanık var Biri dilim bir kalemim olanı biteni sindirdim yeter bana kendi derdim ..

    Bilirim bensiz dostum iblis dostu hannas komşusu batırdıkça batırır derindir vesvas kuyusu en tatlı yerinde uykumu basar karabasan kabusu güzel cevapları vardır elbet hain sorusu.Kanadı olsa hain kedinin soyu kururdu serçelerin susuz çölde inci bulsa damla arar gözlerin rüzgar esmes her zamanki gemiye layik bir üfürse yol bulurdu bizim orta direk kayık bu şarkı bayık.Çin ipeği Giysen Dahi senin değerin eşşek kılı gelecek hayranlarındansan aç önüne bir kahve falı.

    koşan arap atının Dört yana savruldu nalı umulmadık zamanda kesti birisi bindiği dalı.Günahki en güzel kadındır sizler güzele kanan tabiatın şeytan olacaksa yılan doğursun anan say geriye doğru onu ileriye giden yolcu zaman başkasının ızdırabı ile huzur bulandır mutsuz insan .

    Gölge Haramileri

    Akar sular dönmez geri tıpkı gençliğim gib, bebekti ceninin ergeni, bir erdi büyümüş meyvesi.
    Sakal-bıyıkla geride kaldı Yunus’un hamlık evresi, sivilce-akne katledildi soldu yüzümün güneşi.
    Ve çivisi düşmüş tablolarda bir resimdi kendisi, kükreyen şu gökyüzünde kuşun kilitli kafesi.
    Tersi döndü güvenin ansızın belirdi dostun hilesi, fincan kahve içtim kursağımda kaldı telvesi.
    Kırıştır yalan kahpesi, baştan akıl alır ya cilvesi. Yıkar geçen bir dostun düşmancasına hamlesi.
    İki boy aşmış ihanetin ki kat’i yok bahanesi, hayrından umutsuzun getirme bari şerrini.
    Ve hepsi aynı yolda yolcu onca bedenin kellesi, meydan önüne dizilecek ve alınacak ifadesi
    Dualar olmasaydı kim kovardı kalleş iblisi? Kalbim ak da pak da desen yüzünden yansır pisliğin.

    Nakarat

    Altın harflerle yaz mahlasımı. Halvetim kasvet, kem gözlere şiş!…
    Cadu ya herru!… ya merru!… Kaf Kef, gölge haramilerine bir selam çak!…
    Abile patladı, demlenir simam,nüşirevan dan handan ummam ben.
    Ahu-yi felek mum, ben şamdan. Düşmez kalkmaz bir Allah tır uyan!…

    Sago sus!… Husus derin çukurda içine sin. Pusu kuran huşü içinde gözlerinde kin belirgin.
    Vay senin şu kindar halin. Hin planların var hin. Cenin büyüdü savaşa girdi silahlarımı bana verin.
    Yardan sarkıttığın dostlarından kaçının ipini tuttun ? Onlar güldü, sen somurttun. Kalbünde kaç gül kurutttun ? Hatıralarından yüzde kaçını unuttun ? Senin adını anmamak şartıdır dostluğumun.
    Rap ten olma gökyüzünün güneşi sago bu benim yüzüm. Gölgeme sığınır mana özüm, hicran çölüne düştüm. Yüz pınar yaş akıtsın gözüm. Kendi başıma öğrendim, kendim büyüdüm. Dudaklarımla gömdüm. Sanma şahım herkesi sen sadıkane yar olur. Herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyar olur. Sadıkane belki ol alemde serdar olur, yar olur serdar olur didar olur.

    Bir Çıkar Yolum Yok

    Etkisindeyim görmüş olduğum şaşkınlıkların,kurtulmalıyım!..dışında kalmalıyım alışkanlıklarımın.
    Bana benden haber veren rüyalarımın bir anlamına varmalıyım,bir yoldan çıkışa varmalıyım!..
    Yaşadıklarım ve anımsadıklarımdan ibaretim ben.Umursadıklarım sadık olanlar,dışladıklarım özüne bağlı kalmıyanlar.                                                 Sözüne yalan katan terazi şaşkınları,farazi malumatları,süpheciliğimin sebebi insanlar yada insan olup insanlık dışı roller kapanlar.
    Rabbime hamd-ü senalar olsun,yazdırıyor ilham kalemi Elhamdülillah,yolundayım ne eyleyim alemi?
    İnsanlar komik,onları anlamam için yeter mimik.Tek sahipliğimiz bilmem kaç gram et ve içine sığınan kemik.                                                               Onuda toprak alır elde var ölüm,hüzünlü son bölüm

    Nakarat

    Yaklaş bana yanmazsın! Yansanda o senin içinde yangın
    Şu an aklına düştüm, aklın yolu birdir dedim yürüdüm.
    Mevzum nedir anlarsın, arzum sana yalvarsın.
    Şu an kendimi gördüm, küçüldükçe küçüldüm. Eyvah!…

    Şu an beni dinlediğini biliyorum, seni görür gibi oluyorum,analiz ediyor yazıyorum,açımı bulup çiziyorum,gözümü siliyor yanıyorum,
    düşünü biliyor üşüyorum,ama bir çözüme varamıyorum,dinle!…
    Sınıf arkadaşlarım yazdıklarımı silsin.Hayat bilgisi kitaba sığmaz başkalarına yedirin.Fazla rahattan delirin,gazla!…
    Menzilimden gidin,gerçeklerimi bana verin,fırtınanızı gerdirin!…
    Heves ve hırs toz misali,maneviyat dev saray.Yaşananlara şahidimiz şems ve ay.Özel hayatlar deşifre olmuş her şey açık vay vay,!
    Laboratuar içinde hangimiz değil yedek kobay.Bende kaçacak ayak yok bu taarruz meydanından,benden sakın!…
    Akın akın birlikler lirik sürer mikrofondan, uyuşmakta can damarlarım, patlayan dikişlerimi yamarım.

    Sahibinin Sesi

    (SAGO Kaf-Kef)

    Elbet bir gün başı dönecek dünyanın dönmekten.
    Ağzının suyuna batmışlar için henüz saat erken.
    “Ben bir ağacım yeşermekte dallarım ya” derken,
    Yere düşen yapraklar ayrılmakta gövdemden.
    Dünya rehavette, gözleri dalıp gitmekte,
    Herkez kendince bir masumluk serüveninde.
    Ruhum vücud karavanında, ölüm düz gidince ileride,
    Yaptıklarım peşimde gerilerimde.
    Son pişmanlık sabaha varmaz bir karanlık,
    Nefsinin dişleri kalmamış seni dişlemekten, YAZIK !.
    Belki sana göre ben delirmiş ve sorunluyum,
    Ben senin varmak istediğim o yolun sonuyum !
    Sağım-solum-önüm-arkam zaman illetiyle sarılmış.
    Yanlız adanın ortasında saçım sakala karışmış. (mışş)
    Ufaklıklar arsızlaşmış. (mışş)
    Beden saksınızda edep çiçekleriniz sararmış. (mışş)

    Nakarat

    Bıkmışım her gün aynı teranelerdenn BEN !
    Bir-iki yalancı ve sahtekar.
    Yoldan saptıran imtihanlar.
    Kana kana kanıyorlar
    BAK !

    Sağım-solum-önüm-arkam gafil,
    Hüzün kuyusuna gark olur aciz (izz),
    içim acı sahibi meçhul herkess,
    Bu sahibinin sesi MERKEZ !

    El katipse kalp hakimdir.
    Bak bu alıma gelen kaçıncı dize.
    Bak bu kaçıncı aykırılık rap fakirhanesinde.
    Bir lokma, bir hırka..
    Tavsiyeye uyanlar tavsiyeyle yaşarlar.
    Gözlerim 10 senedir akan durmaz hıçkıran şelale,
    Elimde aynı hararetle yanan rap’ten meşale,
    İzin vermez deliyağız gözle görülen işgale,
    Sözlerimden yüzümü gör bak eşgalime !
    Sıkıntı sıktığın zaman patlayan sivilce.
    Düşünmelisin sivilce, enine boyuna bütünce.
    Beter eder düşünce.
    Diz kapakların kanar düşünce,
    İblis dalga geçer kananla sertçe.
    Ben baktıkça ağaçlara,kalbimin kuşları konmak ister dallara.
    Önceden inanırdım ne yazık ki fallara.
    Onlarla yitirilen sahipsiz yıllara
    Derken “elveda”
    Bir dize daha karala…

    Beyâban

    1.Bölüm

    Kuşkularıma bir kuş kondu,
    Saçlarımda kış soludu.
    Hınç kuruttu mutluluğunu,
    Tırs bu kez bu hırs sorunlu.
    Hayat zulümlü, kader oyunlu.
    Kim yerlerden toplayacak sürgün kader yorgununu?
    Her işte bir hayır ve her hayırda bir de şer yatılıdır.
    Terim işimin kanıtıdır.
    Peynirimde gözü olan karga,
    Kanatların elimle kırılır,
    Üzüntülerimi paketlesinler söyle fiyatı kaç mangır?
    Kırık hayaller kaç satır?
    Bana küfreder gözlerin dudakların yardım yalvarır,
    Hırslarınızın yıprantısı yüzlerinizden yansır,
    Benden firârî bu sır.
    Ben yapmadan önce kendi gölünde salını batır.
    Günahlarımı taşıyanın adı hamal değil, melekti.
    Saflığında lekeydim, af buyur zaman bir hayli geçti.
    Yunus şıkkı seçti, üç yanlışım bir doğrumla çekti gitti.
    Bütün hikayem burda bitti.

    Nakarat

    Beyâban, bârânın yaşı gözümün,
    Özü bednam salmış hüzünümün yüzü gülsün.
    Ahvâlim suskun, dokunan bana mendil tutsun.
    Beyâban, fırtınan beni kavurur
    Gözyaşım kum olur dağılır kumuna tozuna karışır,
    Biraz merhamet eyle, etme, eyleme...

    Yüreğimin tel örgüsünü paramparça eden haydut,
    Hâin çelmesiyle pusuda bekler, yüzüme bakar nemrut.
    Sedamla gecenin örtüsünü yırttım dilini tut.
    Şüphelerim seslendikçe geçilemeyecektir benim hudut.
    Bak, güneş parlaklığıyla yüce, deniz dalgalarıyla ulu.
    Heybetimin rüzgarıyla söğütçesine titredi rabbin kulu,
    Göğe açılan iki elimin bil ki birdir yolu.
    Mikrofon icâdoldu, elim yazdı, vurdum sağlı solllu.
    Öldürme gözlerini görünce beni sîmamı belle,
    Lisanım benimle koç, kül yutmaz hile.
    Bir beyitte çift sille. Bile bile gülümse.
    Ağırbaşlı bir dille mürekkep yalar bu dede.
    Uykusuz geceyle aşka dal, tam ortasında uyuya kal.
    Bu acımasız hayal bir kabusun esiri ve kör topal.
    Kendime verdim emri, kim çekerse çeksin resti.
    Başı dönük divânenin âvâre gezer hisleri.

    Sonumuz Yakın Mesafe

    İçinden geleni kağıda dök boşalsın ilham yağmuru Gezinsin ruhum derin sularında yunus mağduru ümit varem düzelir belki belimin kamburu duru göz yaşlarımın parıldar tenimde ruhum. Çeşmi Siyahım nedir bu derdin kirpiklerine saklanırsın görünmek istedikçe saklanırsın yaklaştıkça harlanırsın harlandıkça sızlanırsın yıkılmadan sallanırsın .Sen dünyaya aydan yakınsın ben dünyanın sırdaşıyım sen dünyalık rüyaların uykusundasın ben dünyalık kabusların bunalımlarındayım sonumuz yakın mesafe.Bak gönlümün etten sarayı kandan harabe mutluluğumuu tehdit eder duyduğum her hurafe insan üzgün taife yarın bayram dünüm arife kaldıramayacağım yükleri almadım hafife bana asla dostluktan bahsetme kendi inandığın yalanlarla aks etme iblis her gözün göremediği hain kelle o kelleler kopmadan doğar olacaktır hile.
    Yalvarışım bahtıma güvenimden herşey kendiliğinden içimdeki minik çocuk titrerken belki gün gelir aldanırım.sabır çile çektikçe dile bile bile attığın her adımım gelecek dile
    bugünden mi yarınını satın aldın korkarım sonumuz yakın mesafe
    Sana neden bahsetmemi istersin hanım kızların iz bırakmadan yürüdükleri karlı yollardanmı cemiyet aleminin ayaklarını kapan kapanlardanmı orta okul çocuklarının ellerindeki renkli haplardanmı Bunuda çok şükür Deme yıllar sonra olanlardan ötürü yüzüne tükürürse ufak çevir bebe geçmişin kahrı yakar bağırı demedi deme insan oğlu herşeyi deviremez bir bilekle .Bu şehrin ışıkları gün geçtikçe loşlaşmakta erkekler hemcinslerinden hoşlanmakta yasaklar izdivaçta örfe ters düşenler rövaçta tavşanların aklı havuçta ne kaldı avuçta .Taa derinlere kadar kadar yolu var ateşten terlik giydirirler beynin fokurdar zebaniler homurdar et ile kemiğin sonu alevden murdar.

    Gördüklerime İnanmam Gerek

    ne güzel bir hava, sago kaf kef kaf kef

    merhaba!
    bendeniz sagopa kajmer ,pesimist kötü adam
    evet ta kendisi işte o benim
    boş oda bom boş bom boş bom boş
    herşey yerli yerinde, herşey burda
    microfonum burda. ses 1-2
    boş bir kağıt bomboş ve mikserim ve sözlerim.
    anlat! bak razıyım
    anlatmam lazım anlatmalıyım ben her zaman
    anlatmam lazım anlatmalıyım ben her zaman
    evet anlatmam lazım anlatmalıyım ben her zaman bu benim hayatım.

    sago go go

    günler süsüm, bilgim madenim,aklım canım,
    göz bebeğimden gerek öğrenmem
    bak bana doyasıya! hayat eli sopalı bir öğretmen
    siyah saç ak defterle geldin
    ak saç siyah defterle gidiyosun.
    sen uyurken gülistanda ben diken üstüne yatmış acıyorum
    derdim kadar olsaydı kuvvetim, benimle başedemezdi kasvetim
    kendini iyi bilen kötülere ne yararki benim iyiliğim.kuru dilim
    uzak değilki malum sırrım feryatıdımı menzilimden
    ne olur iyi bir haber gönder en tezinden
    kulaklsrım dilimin müşterisi ezelden
    dediler yunusa bal dudaktan acı kelamlar etmesi hayli kolay
    yaşamayanın bu derdi
    yunus çıkan fırtınada bir kırılan çiçek

    nakarat

    gördüklerime inanmam gerek.
    ama nasıl olacak bana birisi bunu anlatsın
    külahıma anlatsın
    sevdiklerime kavuşmam gerek
    ama nasıl olacak bana birisi bunu anlatsın
    külahıma anlatsın

    heder olan yürek diliniz kem almamakta
    hebadır onca sevgi cümlesine kanmışlığın leşleri
    bildiğim geçmişe mazi
    söyle çokmu önemli ikili yaşanmış mazi
    azimle unutup sadakatle geleceğe emin ol
    başta zor gelir adım atılmış her yol, her yol!
    ilişkiler yine tenha,münzevi raplerime bir hamlede verdim fetva
    yağmuru kara çeviren hava, kolaysa çık ulan burası çorak ova.
    mahlasımın anlamı; kaf dağının kaf’ı ve ölü kefeninin kef’i
    en güzel kuşlar benim ellerimden yedi en güzel yemi.
    yürüdüm koşa koşa. boşa sallar deryada küçük balık,
    büyük balıkların hepsi salık, güçsüze yazık.
    doğru dersin bree…

    Vesselam

    SAGOPA KAJMER-VESSELAM

    Şu baş belası dilimi kesin zilmi çalsın serzeniş içime dolsun üzüntü
    Süreklilik ne zor bir iş perişanlık pişmanlık çekilmesi en güç dertmiş
    Sabır tüm sıkıntıların anahtarıdır doğrudur düş kırıklıklarım sonucu ruhum yorgundur
    Ağaçlarımdan pişmanlık meyveleri sarkıyor haydi topla
    Gözlerimden uyku çalındı ara ve bul patakla
    Gönlümün dipte kalan kısmında arşivlenmiş onca yara
    Yılan ve akreplerle dolu içinde bulunduğum yuva
    Birileri haddini bildirmeli ölüm okuna kafa tutan kalkanlara
    Yaptıklarımdan sebep yapacaklarına hazırlıklı
    Sago yüzüm saldır köpek yüzün kedice pazarlıklı
    Lan bir sen mi kaldın akıllı bu tarla mayınlı
    Ummadığın yer tuzaklı vesselam

    Dil ateştir biraz suyla söndürülmesi mümkündür
    Tırnaklarını aşındıran çözemediğin bu kör düğümdür
    Üzgünümdür hayli vesselam
    Vuslatım gelmez mihman
    Bekleyim gurbetteyim ne deyim

    Sen gözümde dikensin bana hoş bir gül gerek
    Düşüncelerin yüzüne vurmalı buna adam gerek
    Lakayıtın hedefi uğruna sadece yanan bir yığın emek
    İçinde şeytan himayede o sen değilsin o an demek
    Kum saati döner akan zaman saçlarımı söker
    Nursuz bir yüz meyvesiz bir ağaca benzer güver
    Taş yerinde ağır -ağır ağır gazla diyarımdan
    ey iştahı maymun nefis çekil gıyabımdan
    el emeği mahsulünden geçin yunus
    dalaletin delaleti olmak neyime desturum
    sorularınızın cevaplarını bakışlarımdan bulun
    silahlarımın acılarını kurşunlarımdan sorun
    elbiselerin kibir kokulu kalbin içi fesat dolu
    fikir zikir aynı anda bitir okulu fark edilmez sandığın komik iblis oyunu
    ezelden beridir ona elini veren kaptırmıştır kolunu

    Dil ateştir biraz suyla söndürülmesi mümkündür
    Tırnaklarını aşındıran çözemediğin bu kör düğümdür
    Üzgünümdür hayli vesselam
    Vuslatım gelmez mihman
    Bekleyim gurbetteyim ne deyim

    Tek Başınalığın Yolcusu

    (Yo Sago Kaf-Kef Kasvaaa)

    Bal saçan dudak ısır
    Malum çirkeflik kısır
    İblis kanıma girmeni üstelerse bilki hile vardır .
    Bir aftır ayıba örtü
    Çirkef koparır gürültü
    Binlerce süprüntü ben şahidim ses var yok görüntü.
    Sadece bana mahsus bu mapushane
    Bengü tütün yanında insan sarılı beyaz kefene .
    Hakkım üçtür kulağıma söyle, insan kaç tür ?
    Gördüğün halüsilasyonlar seni derinden ürkütür
    Günah yalan haram adamın suratına tükürtür
    Yanar dağlarının volkanlarını nefsim püskürtür.
    Dudaklarım çarpıştıkça meftun yunus gazaplarda
    Tahammülüm ayaklar altında izler minik bir karınca.
    Rüzgar şiddeti bilmez duvarın ardına saklananlar .
    Gam Bağından ayaklarımı kurtar canım feci yanar.
    Güneş ışıldadıkça duvarlardan gölgem parlar
    Sözlerimin perişan saçlarını kalemim tarar.
    Kader Beter zengini duygu hazinem iflas
    Diline hakim ol bak sol elimde alyans.
    Bir kan pıhtısından oldum yoktur bundan gayrım
    bana sorduğunuz saçma soru için hem evet hem hayırım .
    Dilsiz şairin dili çözülse kulak duymaz sağırım
    Güneşin küstüğü çöllere ben yağmurcasına yağarım .
    Hey yabancı yolun yarısı 35 der Sıtkı Tarancı !
    Korkarım 5 sene sonra saracak içimi derin sancı.

    Sadece bana bak !
    Bana yalan söyleceksen önce gözlerimle anlaş !
    Ancak bu komplo beni yıkabilir, dayandığım destekler devrilir.
    Çirkef ”Kaf-kef” deme ne olur..
    Tek başınalığın yolcusu tek Olur.

    Beni Boğmak için bin dereden su getirdiniz..
    Hepsini içtim !
    Felekle pençeleştim
    Anam-babamla helalleştim.
    Ve Hiç bilmediğim savaşta içine düşüp cenk ettim.
    Harp ettim darbe aldım
    Hücum ettim affettim.
    Bu dağa ilk ben tırmandım
    Zirvede ciğerimi patlattım.
    Üzerime çığlar yağdı, bak ben hala hayattayım
    Hiç bir tehdit tenime rüzgar kadar zarar veremedi
    Özgürlüğüme çılgınca koşarken görmüş komşum beni
    Aklındaki dev ekranda neler gördüğünü anlat bana
    Hediyen anahtarı sende olan şu kapalı kutuda.
    Akıldır kutunun adı ..
    Tadından yenmez cümlelerimin balı.
    Seferdeyim üzerimde bulutlar, altımda uçan halı.
    Bırak umudun yeniden doğsun
    Her yeni gün seni neden boğsun.
    Daha önceden yapmadığın hataları yapabilmektenmi korkuyorsun yoksa. ?
    Haram ol.
    Bu sağnak yağmurun ardından güneşin doğsun
    Konuştuğum duvarların dili olsa susmaz asla
    Kendini öldürdün ruhunu unuttun son intiharında
    Bu gece uykumda göreceğim farklı rüyalar var
    Yarın sabahki kalkışımda vereceğim yepyeni bir karar
    Kendime hatırlatıp sonra unutturduğum hatıralar
    Atacakları bol çamur batacağım çok batak var
    Hoşuma gitmedi hayata kattıkları bu sert aroma
    Düzelebilmek için başvurduğum her tedavinin sonu koma !

    Sadece bana bak !
    Bana yalan söyleceksen önce gözlerimle anlaş !
    Ancak bu komplo beni yıkabilir, dayandığım destekler devrilir.
    Çirkef ”Kaf-kef” deme ne olur..
    Tek başınalığın yolcusu tek olur….

    Yakın ve Uzak

    Ben yakın sen uzak Ya sen yakınlarımda ben Irak .. Masiva bırak track bileklerimden.. Rayhanım iske bezemek eLzem Ben sözümden dönmem..
    Aynalarımı çatlattım ben darmadığın tuzla buz oldu içim LAkin ucuz atlattım ben Ya sen terazilerce aLtın yüklenmiş gibisin Sen ah sen bir biLsen
    keşke bilselerdi Herkesin tek hakkı var . Ömrü aLtın sepeti sanma Sepete konulan
    En sonunda ruhsuz bir cesed olur sonunda Beklediğin bi medet olur dünya ölüm üzerinde bir iki anlık misafirdir ömür..Bu neşenin sonudur elbet derin bi baş ağrısı..Kahkahalar bugün senin peki ya bundan sonrası Gün geçer ve dost göçer.. Azdır yandaş sayısı..1 Ocak kışında gözün uzaktan izLer Mayısı..

    Ben yakın sen uzak ya sen yakınlarımda Ben ıraK..
    Ansızın sızım yakardı en derinden..Sana her kavuşmam elzem..Ben bu yangını söndürmem..Herkesin tek hakkı var hem halime sorsalar anlar beni yangın paklar..
    Kor alır canım ağlar Yetmez binBir (Ah)

    Burası misal ülkesi masal misali bizler hayal kafilesi..her daLım çiçeklerim annesi..
    Ver bana beni geri kendimden kaldım beri.
    içim hasret yeri Küheylan kaLdı bi kemik bir Deri..
    Bir nefisle yıllar aldı kavgam..Kulak deldi argom..Yeni bir umut kapına vardı SAGO’m..Nasihatimin yanında hafif kalır domdom..Neden hergece kafan zom ateş barut misali sonun Bomm!..

    Ben yakın sen uzak ya sen yakınlarımda Ben ıraK.
    ..Ne yol katetmeliymişim meğer düşümden Yakınlarımda olmak istemedin içten..Feryatıma gizLenDim..Herkesin tek hakkı var hem haLime sorsaLar anlar beni yangın paklar..Kor alır canım ağlar Yetmez binBir (Ah)

    Ben yakın sen uzak Ya sen yakınlarımda ben ırak..Ansızın sızım yakardı en derinden..Sana her kavuşmam elzem..Ben bu yangını söndürmem..Herkesin tek hakkı var hem halime sorsalar anlar beni yangın paklar..
    Kor alır canım ağlar Yetmez binBir (Ah)..

    Düşenin Dostu Olmaz

    İlham al bu sözlerin sahibi bir Hamal varlığı hayal kahramanı olmak istediğim bir masal var düşündükçe sulara batar benim sal kader beni sal.Marifetle erir gönlüm Gördüm benim benim gören gözüm parçalar ya gönlüm avuçlarımda göğe doğru tuttuğum dualarım ve ömrüm yetmez dilemeye özrüm . Bak bataklıklar üzeri ne kadar da parlak bakta gör burdan her tarafta güzel yüzlü tuzak gökyüzü ne kadar yakın arşı Azam ne kadar uzak kendine yaptıkların ve kattıkların ne kadar vasat .Evet bu bir aşk şarkısı evet bu bir kalp ağırısı evet bu namelerde yanan var en derinden ah bir bilsen içimdeki alevi bir görsen .Yanlız harbin çocuklarını taşladınız öldüler sapanla avlanan kuşlar can çekişerek öldüler.Gözler ayrı düşeni dudaklar cümleden düşürdüler düşenin dostu olmadı hiç.

    Düşenin dostu olmaz bunu böylece bildim inanmasam olmaz

    Ölüm allahın emri ankebutta belli emre tutuşturdu sago en güzel delili delillerim ve deliliyim Beni Bu yaşıma getirdi sen köşene çekil düşün seni bu hale neler bitirdi.Başta tertemiz sudur yaradılış gün geçtikçe karmakarışır durgun sular ani bulanır ilk başlarda suya bakarsan ayı ve güneşi saf görürsün sonra güneş gider ay kalır üzülürsün .Düşmanın buzunda donmaktansa dostun güneşi yaksın içime alınan her nefes soluk yeniden yaşama dönmek gibi kefene sarılı tütüne benzerim uçar dumanım aniden uçar bu ruh bedenden . Bu ruh bedenden uçar geride kalanlar açar çarkıfelek yaman döner ben solar sen açar onlar kalır sen göçer menzilimiz farklılaşır çok geç olmadan açıl gözüm açıl ..

    Dessas

    Yunus’tur Benim Adım
    Sagopadır Mahlasım..
    Dinle

    Eğer düşman yoksa bil ki savaş olmaz şehvet edilinen şu zevkler kolay solmaz..Kula yataklık edenler dost sayılamaz..Korku ve dehşete kapılanın kalbi yavaş atmaz..
    gürültüyle besLenen kulakta sukut durmaz.Kara sinekler mikrop demek arılar boka konmaz..El yumruğunu yemeyen yumruğunu balyoz sanar arlanmaz..Zahmet çeken asla bir kişi olmaz..
    Ekmek elden su göldense tasaya yer kaLmaz..Yabancı görmedikçe köpek delice havlamaz..Yaşama dahil oldukça sistemlerin aynı kaLmaz..Derste kopya çekerek alınan notla bi bok olmaz..Önüne hedefi koymadıkça amaca tez varılamaz..Hurafelerle yola çıkanlar köprü sonuna ulaşamaz..Akacak olan kan ilelebet damarda durmaz..Sapına kadar erkek te olsan kadına el kalkmaz.

    Nakarat x2

    Gerçek Bana bir adım daha yaklaş (yakLaş yakLaş yakLaş)..Gaflet Benden bir adım daha geri at (Aman uzak Dur Benden) .. Dessas Ne bu caka bu fiyakalı hal (Ne Bu caka Bu fiyakaLı haL) Yolcu yolunda geri gerek hadi yollan..(yoLLan yayLan laN)

    kilidi kırmadıkça sırrın kaPısı açıLamaz..Rabb’im emri verse inan taş üstünde taş kaLmaz..Komutan komut vermedikçe esas duruş bozuLamaz..Sago bir kere siler adın tadıma karışamaz..(Nokta) .. yazı Kağıtta yatılı söz ağızdan uçar durmaz..
    Dilim tutulmadıkça mikrofonum sır tutmaz.ilim kendini biLmektir..Bilmeyenden haLt oLmaz..Yalan söylediysen yanına kâr kalmaz..
    Yalanın ömrü tez biter mumlar yatsı sonuna ışıyamaz..Zahmet etme boştan dolu çıkmaz.Gün gelir bi tatlı sözle yılan delikten çıkmaz..Beşikten mezara dek bu gemide aynı tayfa kaLmaz..velceLaLin kalemi yazar levhi mahruz okunamaz..Zaman hırsızı çok çalar koluna zincir vurulamaz..Aklım Dünya limanına demir atmışsa gemin girdaptan kurtulmaz..Gözümde Nice ırmak saklı akışı durmaz..

    Nakarat x2

    Gerçek Bana bir adım daha yaklaş (yakLaş yakLaş yakLaş)..Gaflet Benden bir adım daha geri at (Aman uzak Dur Benden) .. Dessas Ne bu caka bu fiyakalı hal (Ne Bu caka Bu fiyakaLı haL) Yolcu yolunda geri gerek hadi yollan..(yollan yayLan laN)

    Adım Yunus
    Mahlasım Sago
    ikincisi kaf Kef
    üçüncüsü küheylan
    Evliya-ı raP
    Arkası yarIn
    Arkası Yarın

    Kötü İnsanları Tanıma Senesi

    yunus temmuz başı yol sonunda elde çiçekle bekler
    sensiz geçen her gün için kapıma çelenk gönder
    kahır bu adamı yere devirdi kulaklarım sağır
    hoş sesinle bana bağır hafiflesin yüküm ağır

    gözüm ağladıkça gamzelerim gülmemekte
    ruhum yıpranmadıkça kalemim hareket etmemekte
    nefesle inşa ettim sözümü kulaklarına boştur
    şeytan güvendiklerimi gömdü lan ne iştir

    ne olur üzme kendini güneş habercisi geceler
    zorlasam da çıkmamakta ağızdan o kolay heceler
    hiç bilmediğim bir yerde en çok bildiklerimleyim
    onları silmek isteyenlere karşı muhaberelerdeyim

    benim kitap arkadaşım muhabbeti yarım kalır
    zaman sanığım olsa şimdi idam ederim adı kalır
    senden korkum olmasa kurşun kafama ellerim hediye alır
    anlaman zor ya neyse ahım gider vahım kalır

    kötü insanları tanıma senesi can çekişmekte adımın beş hanesi
    yaşamdan soğumamın çoktur bahanesi
    günden güne yırtılmakta kalbimin on iki perdesi
    korkutur cesaretimi iradesizlik sillesi

    bak dayandım olmadı çek silahımı vur elim belime varmıyor affet
    bugünüme kusrum var dostum canıma mı kastın var
    kim hekimse hakimim olsun tek duvara hadi kafa depremim olsun
    sus yaralama şansın var sago kaç firara hakkın var

    benim gerçekleğimin ölümsüzlüğü yaşatmakta hüznümü
    kendimi kendime hediye ederek kutladım son doğum günümü
    inanmasan da geçer sayılı zaman nöbet vaktin dolacak aslan
    sabrın tadı ki acıda olsa da tatlıdır eyvan

    bakacağın tek yönünüm doğru rotayı izler gözüm
    rüzgara emanet sözüm hasretlerle yandım gönlüm
    yalnızlığım kalbime zulüm korkutmakta her an ölüm
    ben bir pembe diziyim her günüm bir bölüm

    dişlerimden gardiyanlar hislerimden çağlayanlar
    kirlerimden bataklıklar kemiklerimden korkuluklar
    parmaklarımdan sivri bıçaklar yaratıp savundum kalemi
    sırra açmak cinayetti bir kilo altın sükunetti

    toprakla aramda ki mesafe kadar hayat uzun değil
    adiler yoluma tuzak kursun geri teper her efsun
    yunusun gözleri kara bulutlarla dolsun
    yok elinde sabırdan öte bir kozu yunusun

    bak dayandım olmadı çek silahımı vur elim belime varmıyor affet
    bugünüme kusrum var dostum canıma mı kastın var
    kim hekimse hakimim olsun tek duvara hadi kafa depremim olsun
    sus yaralama şansın var sago kaç firara hakkın var.

    http://img394.imageshack.us/img394/6426/299186987038400581tk8.jpg

    Kötü insanları tanıma senesi sözleri, Kötü insanları tanıma senesi şarkı sözleri, Kötü insanları tanıma senesi lyric, Kötü insanları tanıma senesi lyrics, Kötü insanları tanıma senesi lirik, Kötü insanları tanıma senesi'in sözleri, Kötü insanları tanıma senesi lirikleri

    February 09

    Pessimist ve Optimist Nedir ?

     
     
    *Bir optimist ışığı gören kişidir. Bir pesimist ise ışığı söndüren.

    *Bir optimist unutmak için güler. Bir pesimist gülmeyi unutur.

    *Bir optimist olabilecek en iyi dünyada olduğunu düşünür. Bir pesimist bunun doğru olmasından korkar.

    *Bir pesimist fırsatlar kapıyı çaldığında gürültüden şikayet eden kişidir.

    *Bir pesimist enaz optimist kadar yanlış kararlar verir ama daha mutludur.

    *Hem optimistler hem pesimistler topluma bir fayda sağlar. Optimist uçağı keşfeder ve pesimist paraşütü. --Gil Stern

    *Pesimist rüzgardan şikayet eder; optimist rüzgarın değişmesini bekler; realist ise tekneyi ayarlar.

    *Optimist olmak insana bir zarar getirmez. İstiyorsan daha sonra istediğin kadar ağlayabilirsin. --Lucimar Santos de Lima

    *Pesimist olmanın en güzel tarafı ya sürekli haklı olduğun ıspatlanır yada sürekli keyifli bir sürpriz ile karşılaşırsın. --George F. Will

    *Her zaman bir pesimistten para ödünç alın, çünkü asla geri ödeyeceğinizi beklemez.

    *Hiç bir pesimist bu güne kadar yıldızların sırlarını keşfetmedi, el değmemiş yerleri ziyaret etmedi yada insanlık için yeni bir buluş gerçekleştirmedi. --Helen Keller

    *Pesimist tek yön caddede karşıya geçmeden önce iki tarafıda kontrol eden kişidir
     
    Bir Pesimistin gözünde..

    Dünya özünde kötüdür; çünkü dünya kör bir istem tarafından yönetilir. Kişinin sahip olduğu istem, bitmek bilmeyen isteklerin ve haz arayışları karşısında kişiyi esir alır. Oysa istemin istekleri doyurulamayacağı ve hazların sonunda da acı olduğu için, yaşam acıdan ve kötülükten ibarettir Schopenhauer felsefesinde. Ama Schopenhauer her ne kadar dünyanın kötülüğünden söz etse de, o istemi aşmakla kişinin mutluluğa olmasa da en azından acıdan kaçışa ulaşabileceğine inanır. Yaşamın amacı mutluluk elde etmek değil, acıdan kaçıp ne büyük mutluluklar ne de büyük umutlar beklemektir yaşamdan. Kişi isteklerini kontrol altına alıp, hayata dair çok şey beklemezse o zaman yaşamda çekeceği acıları da azaltmış olur.
     Pesimizme göre dünya kötüdür. İnsanın mutlu olması için sebep yotur. Mutluluk bile geçici olduğu için acı verir.
     
    "mutlu olmak için zevklerimizi tatmin etmemiz bizi mutluluğa ulaştırmıyor gerçekten, aksine alışkanlık yapıyor ve alışkanlıklarımız bizi mutlu etmiyor.
    Hayatın anlamı kedermiş meğerse."
     
    ALINTIDIR...
    Benim yorumum nedir_mi ?
     
    pessimistler gerçeği gören ve anlamsız olan herşeye anlam katmanın saçma bir uğraş olduğunu benimsiyenlerdir.Optimist ise sadece dünyanın gerçek sanallığıyla meşgul olan, herşeyin karşıtı olduğundan pessimist kavramının karşıtı olarak doğmuş polyanaların oynadığı bir tiyatro senaryosudur. (:
    * optimistler boğulmamak için gemi yapar, pessimist içinse ölümün günü zamanı olmaz... 

    Melankoli Nedir ? Melankolik Kimdir ?

    Melankoli derin bir keder içinde hüzünlü, acı çeken, yalnız, umutsuz bir insanın içinde bulunduğu durumdur. Melankolik mizaçlı kişiler mutsuzdur. Yalnızlığı, toplumdan uzaklaşmayı ve insanlardan soyutlanmayı tercih ederler. Diğer insanlarla yakın ilişkiler içine girmekten kaçarlar. Yaşamı boş ve anlamsız bulurlar. Keder, mutsuzluk ve değersizlik duyguları içindedirler. Melankoli depresyona dönüşebilir ve ağır depresyonlarda intihara gidilebilir. Depresyon duygusal çöküntü içine girmektir. “Depresif kişiliktekiler çöküntüye yatkındırlar. Özgüvenleri azdır, kötümserdirler, coşkusuzdurlar, insanlarla ilişki kurmazlar”

    “Depresyon genelde günlük klinik deneylere dayanan bir tanımlamadır. Depresyonun arka planını oluşturduğu sıklıkla görülen hüzün; olasılıkla yitirilen bir yakının, günlük yaşamdaki başarısızlıklar, insanlar arasındaki olumsuz ilişkiler sonucu ortaya çıkmaktadır”

    Duygusal çöküntü içinde olanlar hüzünlü bir yüz ifadesine sahiptir. “Gözleri ve ağzı aşağıya doğru sarkıktır. Bakışları boş ve omuzları düşüktür. Elemli ya da ifadesiz bir görünümleri vardır”

    Bu kişilerde durgunluk ve yetersizlik duygusu hakim olabilir. Hiçbir şeye ilgi duymama, rahat uyku uyumama, huzursuzluk, kararsızlık, umutsuzluk ve iştahın kaybolması, iç gerginlik gibi belirtiler olabilir. “ Bu özelliklerin hepsi bir kimsede gözlenmeyebilir. En belirgin özellik kişinin kendini değersiz ve yetersiz görmesidir. Diğer özelliklerden yaygın olanlar yaşama sevincini kaybetme, sürekli yorgun olma, her şeye karamsarlıkla bakmadır”

    Depresyon sonucu ortaya çıkabilen intiharın belirtileri de duygusal çöküntü, sessizlik, kendini beğenmeme, küçük görme, kendini suçlama, uyumsuzluk ve yaşamı anlamsız görmedir. Depresyonu normal üzüntülerden ayıran özellik karamsarlıktır. Kişi yaşantısının ve içinde bulunduğu durumun değişmeyeceğine inanır. Depresyon bir hastalık biçimidir ve tedavi edilebilir.

    Melankolik mizaçta olan kişiler ise bir olay sonrası hüzne ve kedere gömülmezler. Onların durumu ya doğuştan ya da toplumsal nedenler sonucudur. “Melankoli dışa vuran belirtileri nasıl olursa olsun insanın varoluşunu diğer insanlarla olan ilişkilerini irdeleyen bir yaklaşımdır. Melankoli dünyaya gelmesine, fırlatılıp atılmışlığına bir türlü anlam veremeyen dünya ve diğer insanlarla ilişkilerini sorgulayan ve bütün bunlardan acı çeken, korkan, varoluş konumundan sürekli güvensizlik duyan, bir türlü kendisi olamadığını duyumsayan ve düşünen insanın durumudur”

    Melankolik insan huzurlu olabilmek, sakin bir hayat sürebilmek için yalnızlığı seçer. Ancak yalnız olduğunda da hayatla ve insanlarla olan ilişkilerini sorgulaması ve sürekli düşünmesi, kendini suçlaması, varoluşunun nedenini araması gibi sebeplerden dolayı bir türlü dinginliğe ulaşamaz. Sıkıntıları ve bunalımları sona ermez.

    İçinde bulunduğu dünyaya ve topluma uyumsuz olduğunu hisseder. Bu durum bazen onu hüzünlendirirken bazen de memnunluk hissi verir. Olayların, yaşamın ve insanların içinde olmaktansa dışarıdan çıkarsız, amaçsız bir izleyici ve gözlemci olmayı tercih eder. Bitmeyen sıkıntısı, boşluk içinde oluşu ve hüznü onu içinden çıkamayacağı kederlere boğabilir. Hüznü bazen gülerek –Demokritos-, bazen ağlayarak-Heraklitos-, bazen de suskunluğuyla –Hölderlin- açığa çıkabilir. Melankolik kişi duyarlı bir yapıya sahiptir. İnsanlarla iyi ilişkiler kurmak isteyebilir. Ancak doğal olmayan yapmacık ilişkiler sahte kimlikler, maskeler, incelikten yoksun düşüncesiz davranışlarla karşılaştıkça bundan vazgeçip içine kapanır. Bir gün doğal, içten, ruhuna kulak verip onu içinden dışarı yansıtan insanlarla karşılaşmayı ummak ister ama umutsuzdur çünkü insan içinde bulunduğu toplum düzeninde böyle bir şeye pek yatkın değildir. Birbirlerine güvenemeyen insanlardan oluşan toplumlarda maskeler takılmadan rahat edilemez.

    Melankolik kişi çelişkiler içinde kalır, kararsızdır. Bir yandan yalnızlığı seçmesinden hoşnuttur bir yandan da insanların içinde olamayışının hüznünü duyar. İnsanlarla ilişkilerinde hep bir sorun vardır. Anlaşılamaması, mizacı gereği farkındalığı, sosyal olmayı , diğerleri gibi olmayı becerememeleri onu insanlardan uzaklaştırır. Toplumsallaşmaktan, bir yere bir kimseye bağlı olmaktan korkmak melankoliklerin tutumudur. Kendilerine duydukları saygı, kendilerine yönelik olmaları belirgin özelliklerindendir. O nedenle aylaktırlar.

    Melankolik mizaçlı kişilerde hayata karşı ilgisizlik, bezginlik bıkkınlık olabilir. Çökkün, yılgın ruh hali içinde görülebilirler. Geleceğe karşı umutsuzlukla birlikte çaresiz ve zavallı olduklarını hissedebilirler. Yaşamı kendi ellerinde tutamama, var oluşun amacını bulamayıp, kendini oluşturamama korkusu melankoliye neden olur. Kendini oluşturamayınca, bu kendi elinde olmayınca çaresizliğe düşer. Kendisiyle uğraşan, oynayan bir varlığın oyuncağı olduğu duygusuyla bilemediği şeylere kızar*. Ölümün kaçınılmazlığının, varolmanın karşıtı olan varolamamanın ya da hiçliğin bilincindedir. Ölüm hiçlik duygusunu yaratır. “Ölüm düşüncesi melankolik mizacın peşini bırakmadığı içindir ki dünyayı okumayı en iyi bilenler melankoliklerdir.”.

    “Ölümün kaçınılmazlığının arada bir fark edilmesini ya da boşluk, yalnızlık ve insanlardan soyutlanma duyguları içerir. Ancak kendi varlığının farkında olabilmesi için olaylarla etkileşimde bulunması gerekir. Bu etkileşim olmadan dıştan bakışta bir insan gibi görünse de diğer insanlar için hiçbir anlam taşıyamaz. Olaylarla iletişimi ve ilişkisi dış dünyadan soyutlanmamasını sağlar”

    Melankolik kişi yüreğini yiyip bitiren bir şeylerin varlığını hisseder. İçini kemiren bu şeye teslim olmak istemez ancak çaresizlik içinde onunla mücadele etme gücünü yitirir. “Uyum sağlamayı, boyun eğmeyi beceremez. Sürekli arayış içindedir. Tüm şeylerin hiçliğini keşfeder. İçinde kıpraşıp durduğu olumsuzlama boşluğunda güvensizliği tek olumluluk olarak kalır. Ama güvensizlik verimsizdir, tüm içsel kuvveti tüketir”

    Arayış olanaksız bir dünyaya doğrudur. Bu dünyada olmayan başkalıkların özlemi içindedir. Uyumsuzluğu ve kabullenemeyişi bundandır. Dünyanın zevklerini hor görür. Nietzsche’nin dediği gibi ‘sürülere özgü zevkler herkes için değildir’. Uyumsuzluk acı verse de, acıdan kıvransalar da kendilerini bir yere, bir tanıma yerleştirmek istemezler ve herkes gibi yaşamak onlara korkunç görünür.

    Yabani olmak, yalnız bir münzevi olmak, hırs içinde olmamak belirgin özelliklerindendir. Kendine kaçışları hem en güzel hem de en sıkıntılı anlarıdır. Güzeldir çünkü kendisini kendinden başka anlayacak biri daha yoktur. Sıkıntılıdır çünkü sorgulamaları, kendini suçlamaları, düşüncelere dalması onu içinden çıkamayacağı durumlara götürür. Melankolik kişi yanlış giden bir şeyleri sezer. Daha iyilerinin olabileceğini düşler ancak başarısızlığa uğrayınca acı çeker. Bu gerilimli ortam sanat ve yaratıcılığın da ortamıdır belki de. Melankolik insan da hep bir karşı koyuş ve başkaldırı görülmüştür. Özgürlüğü arar. İnançlardan uzaklaşınca da acı ve boşluk içine düşer.

    Aristotales ‘Sorunlar’ adlı kitabında melankoliye yer vermiş ve ‘Neden ister felsefede ya da politikada ister şiir ya da sanatta olsun olağanüstü kişilerin hepsi melankoliktir’ diye yazmıştır. “Sıradan insanlarda melankoli hastalığı görülürken doğaları gereği melankolik olanlar hasta değillerdir. Sırdan hastalardan farklıdırlar. Bu farklılık ve olağanüstülük olumlu anlamdadır. Melankolik mizaçlarda normal koşullarda baskı altında tutulan yetenekler ve yaratıcı güçler özgün koşullarda serbest kalır” (9). Hippokrat’a göre korku ve hüzün uzun sürerse melankolik durumdan söz edilebilir. Hippokrat melankoli üzerine çalışmalarda bulunmuştur. Melankoliyi çökkün, umutsuz, tüm cesaretini yitirmiş bir durum, acı içinde kıvranma, ışıktan insandan kaçma, karanlığı sevme ve konuşmaktan kaçma olarak tanımlamıştır. Melankoliklerde uykusuzluk, dalgınlık, korku, öfke, hüzün gibi durumlar görüldüğünü belirtmiştir.

    Melankolik insan her çağda içinde bulunduğu toplumsal koşullardan mutlu olmadığını, olamadığını, yaşama bir anlam veremediğini, topluma uyum sağlayamadığını, toplumsallaşamadığını, bunun içinde bir tür iç göçle kendi içine çekilerek ruhunun bir kısmını olsun kurtarmaya çalıştığını söylemiştir.

    Güzel bi anı düşünüp özlemek, o anı içine çekip hiç bırakmamaktır …

    Aynada, gülen yüzünün ağlayan yanını görebilmektir MelankoLi …

    ‘’ Melankoli, hüzünlü olma mutluluğudur ‘’ Victor Hugo

    February 08

    Sagopa Kajmer - Kırık Çocuk

    http://img57.imageshack.us/img57/8832/krkcocukxd8.jpg

    Sokaklar benim oyun saham ve benim evim
    üzerimde t-shirt ve boynumda L.L.kolyesi.
    Run DMC longplay'i pikapta raksda
    video kasette Soul Sonic ve Afrika Bambaataa
    elinde asa,saçı rasta,onlar master (masta)
    Zulu nation,b-boy,boogie monster (monsta)
    Backspin,graffiti,scratch,rap gangsta
    hadi kır kemiklerini ve tepkiye yol aç
    uprock,poppin-rockin,kaç kaç maç?
    DJ !..scratch yap,son ses aç!...
    Grandmaster Flash gibi taktik yap!...
    RAP;Jam Master Jay 'den Kurtis Blow'a,
    P.E (public enemy),EPMD,Fab Five Freddy
    Break Dance,Boogaloo Shrimp Ve Rocksteady
    Moonwalk,smurf,kick,electric boogie.
    Seramoni ustası rap yap,bağır!...
    öyle robot dansı yaparım ki kalbimi teneke sanır
    Hardcore kırık çocuk,kırık kız. (Break-boy,Break-girl)
    swipes,headspin,ninetee-nine,bu ne hız
    ben sago old school'dan,new school ''hırs''.
    kendinle dalga geç bizden tırs!...
      

    kırık çocuk kartonu sermiş asfalta
    6 pilla kaset çalar ''planet rock'' çalar.
    poppin-lockin ,robot ve de downrock
    iki pikap arasına mikser sok!...
    bizim joker herkese zehri versin hadi badi!...
    takım 34 pistte essin hadi badi!...
    yo crazy legs,LA Boogaloos,storm.
    mr wiggles,poppin pete,bodyform.
    grandmaster DST scratch mucidi,yo rock it!
    wildstyle,breakin ve beat street.
    James Brown ,Funky drummer hardcore shit!...
    Bu mic check 'ten sana B-boy hit.
    MC Sago+ Kaf Kef = Kırık çocuk
    Biz asi yılları gerimizde bıraktık moruk
    Q-Bert,D-Styles,Mixmaster Mike
    Battle Dj
    fader'ı parçala kır,bırak!...
    çizilirse yenilenir pilak.
    needle drop,flare scratch,crabs,beat juggle yap!...
    senin ruhunla dans eder HIPHOP

    scratch...

    Kolera - TAŞ DİBE DÜŞMEZ

     

    Ne ben rahatsızım ne o ne o ne o

    Diğer kızgın boğa gelsin toro oğlum haydi toro

    Koloya fanı eko,ziyana logo karo,az sabır makro ego,

    Çıkar yürür erkek Fato.

    Günleri kalbime gömerim kara kara bir çıkış bulamadım ara ara

    üstüme yağan kurşunların hepside karavana

    hadi kaç saklan paravana

    Giremedin günahtan çok sevaba,saçıldı isyan etrafa

    heves döndü zarara,

    güneş özlemden yanıyor,kavuşamadı aşkı narin mehtaba

    bir merhaba hayali ama hergün eder elveda

    Benden kaçamazsın oğlum

    saklanacağın ilk yer yatağının altı

    tanı hayatı,yaşın hala 6

    annemin yaşı oldu 46 derler bana anasının kızı

    Gözlerimden yaş boşa düşmez oğlum zamanım geldi

    Çekmeyen anlamaz iş başa düşmedi oğlum,çekse bilirdi

    Ah bu derinde taş dibe düşmez oğlum,öyle derindi

    Haktan başka yol düze çıkmaz oğlum,köprü gerildi

    Ah bu devirde dost bize düşman oğlum olsun varsın

    herkes olacak bir gün pişman oğlum ama olacak çok geç

    Hangi güzel yüz toprak olmadı oğlum,bir bilselerdi..

    Hangi ceylan gözlü yere akmadı oğlum,hamdım oldum.

    Yokluğum varlığımı arat,aydınlık günü karart

    Yeryüzü kalır kıraç sırf uçurum ve yamaç

    yetiştim bana yer aç,doymadın karnın aç

    taktiğin bir vur bir kaç

    Volume e dokun sesimi aç

    Bulamadın mı hala bozdun aklı akla karayla,

    iyice saldın son 1 ayda ağam

    yandı çıran çayda,sözlerimde fayda

    uyda kaysın hayat rayda meşgulsün alayla

    kalbi kalayla

    Onu düşünürüm hep ah çekerek kal demeseydi vururdum kendimi ani

    Gülümserim içime düşer göz yaşlarım,şeytanımı taşlarım

    Bitmiyor seneler gün sayarak,

    başı kaşıma,boşu boşuna o taşı taşıma

    bakma yaşıma,konuş başımın yaşına

    kabuk tutmuş o yara kaşıma.

    ............nakarat........................

    ...Kolo...

    2007

     

    February 05

    Depresyon Nedir ?

    Depresyon Nedir

    Depresyon toplumda çok sık görülmekle beraber, ilk kez depresyonun tanımlanması Hipokrat dönemine kadar eskilere uzanır. Depresyonun temelinde daha önceden isteyerek ve severek yaptığı günlük aktivitelere karşı isteksizlik ve hayattan zevk alamama durumu vardır. Ek olarak kişide kederli ve üzgün bir duygudurum ile birlikte görülen bazı değişiklikler zamanla oluşur. Bu durumda kişi herşeyi olumsuz olarak değerlendirerek karamsarlık düşünceleri ile geçmişi ve geleceği düşünmeye başlar. Bu düşünceler istemesede kişinin aklına gelir. Yani günlük yaşantıda herşeyin olumsuz taraflarını görür. Geçmişte yaşanmış olayların olumsuz ve kötü taraflarını görerek kendisini suçlu ve cezalandırılmış hisseder. Aynı şekilde geleceği de umutsuz ve karamsar görerek gelecek adına çaresizlik düşünceleri iyice pekişir. Kişi hayatından zevk alamaz hale gelerek hatta yaşamanın anlamsız olduğunu düşünecek kadar kendini çökkün hissedebilir. Bu olumsuz bakış günlük hayatına, kişiler arası ilişkilere yansıyarak onun okul ve/veya iş hayatındaki performansının düşmesine neden olabilir. Yalnız normal sınırlarda kabul edilecek gün içerisindeki duygulanımdaki çökkünlükler depresyon sayılmaz. Depresyon diyebilmemiz için gün içerisinde hemen hemen gün boyu ve en az son onbeş gündür devam ediyor olması gerekir.

    DEPRESYONUN DİĞER BELİRTİLERİ NELERDİR ?

    Önceden zevk aldığı günlük aktivite ve meşguliyetlerden zevk alamama, gün içerisinde sürekli veya günün büyük çoğunluğunda kederli ve üzgün olma, gençlerde ve çocuklarda daha çok çabuk sinirlenme duygudurum değişikliği, uyku azalması, sık sık uyanma, erken uyanma veya çok fazla uyuma, iştahsızlık veya çok aşırı yeme, dikkat dağınıklığı ve konsantrasyon azalması, cinsel istekte azalma, çabuk yorulma, akla gelen ölüm düşünceleri, kendini değersiz -çaresiz- işe yaramaz - beceriksiz - suçlu görme, olayları olumsuz değerlendirme, geleceğe yönelik karamsar düşünceler ve buna benzer belirtiler görülür. Bu belirtilerin tamamı olabileceği gibi, önemli bir kısmı da bulunabilir.

    ÇOCUKLARDA GÖRÜLEBİLECEK EK BELİRTİLER NELERDİR ?

    Son zamanlarda ders başarısızlığının artması, gün içerisinde aşırı sinirlenme, özellikle iştah artışı şeklinde iştah değişiklikleri, uyku bozukluğu ve aşırı uyuma, okul içerisinde yalnız olmayı tercih etme, daha önceden severek yaptığı hobilerinden uzaklaşma, arkadaşlarından uzaklaşma, üzgün bakış, daha çok sessiz sakin olmayı tercih etme, daha çok odasında yalnız vakit geçirmeyi tercih etme ( uzun süre ), tutturma nöbetleri ve öfke krizleri, kendini diğer arkadaşlarına göre beceriksiz ve başarısız görme, ders çalışmada isteksizlik, son zamanlarda madde bağımlılığı, riskli arkadaş gruplarına katılma vb.

    DEPRESYON NASIL OLUŞUR  ?

    Kişide depresyon oluşması için belli bir kişiyi olumsuz yönde etkileyen stres etkeni veya yaşanan bir olay olabilir. Kişiler arası ilişkilerdeki olumsuzluklarda kişiyi depresyona sokabilir . Özellikle günümüzde psikososyal stres etkenlerinin artması ile toplumu oluşturan bireylerin depresyon geçirme riski artmıştır . Depresyon hiçbir dış etken olmadanda kendi kendine kişide endojen dediğimiz şekli ile zamanla gelişebilir.

    DEPRESYON TİPLERİ NELERDİR  ?

    Melankolik tipte özellikle sabahları çok yoğun çökkünlük hissi ile beraber hemen her şeye karşı zevk kaybı, aşırı yorgunluk ve halsizlik görülür. Atipik şeklinde ise genellikle uyku ve iştah azalması olan tipik şekilde olanın tersi olarak,  uyku ve iştah artışı ön plandadır. Mevsimsel tipte tekrarlayan mevsimle birlikte olan depresyon belirtileri vardır. Tipik olanda ise azalmış uyku,iştah, enerji vardır.

    DEPRESYONDA BEDENSEL ŞİKAYETLER NELERDİR  ?

    Depresyondaki kişi bedensel şikayetler diyebileceğimiz; Baş ağrısı, kas ağrıları, aşırı yorgunluk ve halsizlik, sindirim sistemi rahatsızlıkları, kalp ve dolaşım sistemi şikayetleri, cinsel işlev bozuklukları ve buna benzer bedensel yakınmalar ile de çoğunlukla doktora başvururabilir.

    DEPRESYONUN AİLEYE ETKİSİ NELER OLABİLİR ?

    Depresyon durumu aile üyelerinden birisini etkilediği zaman, etkileşim durumunda olan aile bireyleri ister istemez bu durumdan etkilenecektir. Aile üyelerinden harhangi birindeki depresyon hali genelde aileninde genel atmosferini daha karamsar ve olumsuz hale getirebilir. Depresyondaki aile bireyinin diğer aile bireyleri ile ilişkileri bozulabilir. Örneğin evde babanın depresyondan etkilenmesi onun mesleki performanısnın azalmasına, işlevselliğinin azalmasına, evine ve ailesine daha az ilgi göstermesine, evdeki anlaşmazlı, tartışma ve sıkıntıların artmas